İçeriğe geç
0553 774 93 58

Baro Sicil No 74199

Tüm makaleler

Aile Hukuku

Boşanmada Muvazaalı Mal Devri: İspat Kuralları ve Katılma Alacağının Korunması

Eşlerden biri, tasfiyeden pay çıkmasın diye malını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu yazıda ispat karinelerini, muvazaalı devrin katılma alacağına nasıl eklendiğini ve 2026'daki usul değişikliğini anlatıyoruz.

Av. Ömer Faruk DoğanDoğan Hukuk Bürosu, İstanbul6 dakikalık okuma
Boşanmada mal paylaşımını simgeleyen terazi, kırık ev maketi, alyanslar ve tokmak
Boşanmada mal paylaşımını simgeleyen terazi, kırık ev maketi, alyanslar ve tokmak

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden biri, boşanma sürecinde diğer eşe ödeyeceği katılma alacağını azaltmak amacıyla malını üçüncü bir kişiye devredebilir. Kanun bu tür devirlere karşı özel bir koruma öngörür: katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, tasfiye hesabına yeniden eklenir. Ancak bunun için önce ispat kurallarının, sonra da devrin hangi yolla dava konusu edileceğinin doğru bilinmesi gerekir.

Bu yazıda edinilmiş mal-kişisel mal ayrımındaki ispat karinelerini, muvazaalı (danışıklı) devrin katılma alacağına nasıl ekleneceğini, tasfiyede talep edilebilecek hakkın niteliğini ve 2026 yılında yürürlüğe giren usul değişikliğinin bu davaları nasıl etkilediğini ele alıyoruz.

Bu konuda bir dosyanız varsa:

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Zaman Bakımından Uygulanması

Türk Medeni Kanunu uyarınca, eşler evlenirken başka bir mal rejimi seçmedikçe 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu tarihten sonra edinilen mallar tasfiyeye konu edilirken, öncesinde edinilenler kural olarak kişisel mal sayılır.

2002 Öncesi ve Sonrası Mallar Nasıl Ayrılır

Evliliğin 2002'den önce başlamış olması, o tarihten sonraki dönem için edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasına engel değildir; yalnızca 2002 öncesindeki dönemde edinilen mallar için ayrı bir katkı payı değerlendirmesi yapılır. Bu tarihten önce yapılmış somut bir katkı ileri sürülmüyorsa, o dönemde edinilen mallar kişisel mal kabul edilir.

Mal Rejiminin Sona Erme Anı

Tasfiye hesabında esas alınan tarih, boşanma kararının kesinleştiği tarih değil, boşanma davasının mahkemeye açıldığı tarihtir. Bu tarihten sonra edinilen veya elden çıkarılan mallar, tasfiye hesabını doğrudan etkilemez; ancak aşağıda anlatılan muvazaa ve mal kaçırma hükümleri bu kurala önemli bir istisna getirir.

İspat Kuralları ve Karineler

Mal rejimi tasfiyesinde bir malın edinilmiş mi yoksa kişisel mi olduğu, davanın sonucunu doğrudan belirler. Kanun bu konuda taraflardan birine önemli bir ispat kolaylığı tanır.

Edinilmiş Mal Karinesi

Türk Medeni Kanunu'nun 222 ve 223. maddeleri uyarınca, bir eşin sahip olduğu tüm mal varlığı değerleri, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu karine, katılma alacağı talep eden eşin işini büyük ölçüde kolaylaştırır: iddia eden taraf değil, malın kişisel mal olduğunu ileri süren taraf ispat yükü altındadır.

Kişisel Mal İddiasında İspat Yükü

Kanunda aksine bir hüküm yoksa, her taraf kendi iddiasının dayanağını ispatlamakla yükümlüdür. Bir malın kişisel mal olduğu iddiası, yalnızca soyut tanık beyanlarıyla değil, somut ve inandırıcı yazılı delillerle desteklenmelidir; aksi hâlde mahkeme malı edinilmiş mal karinesi çerçevesinde değerlendirmeye devam eder.

Ebeveynden Yapılan Devirlerde Karşılıksız Kazandırma Karinesi

Eşlerin anne ve babaları tarafından yapılan mal devirlerinde, fiili bir karine olarak bu devrin karşılıksız bir kazandırma (bağış) olduğu kabul edilir. Devrin aslında bedelli bir satış olduğunu iddia eden taraf, bunun aksini ispatlamakla yükümlüdür.

Muvazaalı Mal Devri (Mal Kaçırma) Nedir?

Bazı eşler, tasfiye sürecinde diğer eşe ödeyecekleri katılma alacağını azaltmak amacıyla malvarlığını üçüncü bir kişiye devreder. Kanun bu davranışa karşı ayrı bir koruma mekanizması öngörmüştür.

TMK m.229/2: Katılma Alacağını Azaltma Kastıyla Yapılan Devirler

Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, devredenin edinilmiş mallarına değer olarak yeniden eklenir (TMK m.229/2). Örneğin tarafların ayrı yaşadıkları dönemde bir taşınmazın üçüncü bir kişiye devredilmesi, somut olayın koşullarına göre bu kapsamda değerlendirilebilir.

Muvazaa İddiasında Dava Türü ve Hukuki Yarar

Devrin gerçekte tarafların anlaşarak yaptığı danışıklı (muvazaalı) bir işlem olduğu ileri sürülüyorsa, bu iddia ayrıca bir muvazaa davasına konu edilebilir. Katılma alacağını tahsil etmek isteyen eş, muvazaalı işlemden zarar gören konumda olduğu için bu davayı açmakta hukuki yararı bulunur.

Muvazaa Davasında Görevli Mahkeme

Katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devrin değerinin tasfiye hesabına eklenmesi talebi, mal rejiminin tasfiyesi davasının bir parçası olduğundan aile mahkemesinde görülür. Buna karşılık, tasfiyeden bağımsız olarak doğrudan devir işleminin muvazaa nedeniyle iptalini amaçlayan genel nitelikteki davalar (TBK m.19), asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girebilir; somut olayda hangi yolun izleneceği talebin niteliğine göre değerlendirilmelidir.

Tasfiyede Ayni Hak mı, Alacak Hakkı mı İstenir?

Mal rejiminin tasfiyesinde önemli bir yanlış anlama, "malın yarısının bana ait olduğunu" düşünmektir. Oysa Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre tasfiye davalarında kural olarak ayni bir hak (malın kendisi üzerinde mülkiyet payı) talep edilemez; talep edilebilecek olan yalnızca bir alacak hakkıdır. Dava sonunda taşınmazın mülkiyeti değil, değerinin belirli bir oranına karşılık gelen bir para alacağına hükmedilir.

Değerleme: Hangi Tarihteki Değer Esas Alınır?

Katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan mallar esas alınır; ancak bu malların değeri, o tarihteki değil, tasfiye tarihindeki (yani kararın verildiği tarihteki) güncel sürüm/rayiç değeri üzerinden hesaplanır (TMK m.227/1, 228/1, 232, 235/1). Bu ayrım önemlidir: malın niteliği ve varlığı dava tarihine göre, parasal değeri ise karara en yakın tarihe göre belirlenir.

Tasfiye Sürecinde Geçici Hukuki Korumalar

Dava süresince malın elden çıkarılmasını önlemek isteyen taraf, iki farklı geçici hukuki koruma yolundan birine başvurabilir; hangisinin uygun olduğu talebin niteliğine göre değişir.

İhtiyati Tedbir Ne Zaman Talep Edilir?

Malın mülkiyetinin kendisi uyuşmazlık konusuysa — örneğin tapu kaydına şerh konularak üçüncü kişilere devrinin engellenmesi isteniyorsa — ihtiyati tedbir talep edilebilir. Ancak yalnızca bir para alacağının (katılma alacağının) güvence altına alınması amaçlanıyorsa, mülkiyeti tartışmasız bir mal üzerinde ihtiyati tedbir yerine ihtiyati haczin daha uygun bir yöntem olduğu kabul edilmektedir.

İhtiyati Haciz Neden Daha Uygun Olabilir?

Alacak davası niteliği taşıyan katılma alacağı taleplerinde, mülkiyeti tartışmasız olan mallar için ihtiyati tedbir yerine ihtiyati haciz yoluna başvurulması gerektiği yönünde bölge adliye mahkemesi kararları bulunmaktadır. Somut dosyada hangi tedbirin talep edileceği, davanın niteliğine ve mülkiyet uyuşmazlığının bulunup bulunmadığına göre değerlendirilmelidir.

İhtiyati Tedbirİhtiyati Haciz
Ne zaman uygundurMalın mülkiyeti/aidiyeti tartışmalıysaMülkiyet tartışmasız, yalnızca alacak güvenceye alınacaksa
ÖrnekTapu kaydına devir yasağı şerhiBanka hesabına veya başka bir mala haciz
AmaçDava konusu malın aynen korunmasıİleride hükmedilecek alacağın tahsilini güvenceye alma

2026 Usul Değişikliğinin Mal Rejimi Davalarına Etkisi

16 Temmuz 2026'da kabul edilip 31 Temmuz 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda mal rejimi tasfiyesi davalarını da ilgilendiren değişiklikler yaptı. Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırıldı; bunun yerine HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği kısmi davalarda, talep konusu tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın bir defaya mahsus artırılabilecek; artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır. Mal rejimi tasfiyesi gibi, alacak miktarının bilirkişi incelemesiyle yargılama sırasında netleştiği dava türlerinde bu değişiklik doğrudan önem taşır. Ayrıca HMK m.147/3 uyarınca duruşmalar arasındaki süre artık üç aydan uzun olamayacaktır. Kanunun yürürlük tarihinden önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükümlere göre görülmeye devam eder.

Sık Yapılan Hatalar

  • Malın kişisel mal olduğunu iddia ederken yalnızca tanık beyanına dayanmak, yazılı delil sunmamak
  • Mal rejimi tasfiyesinde taşınmazın kendisinin veya belirli bir payının istenebileceğini düşünmek
  • Eşin malı devrettiğini öğrenince hiçbir hukuki yola başvurmadan sürecin kendiliğinden düzeleceğini beklemek
  • İhtiyati tedbir ile ihtiyati haczi birbirinin yerine kullanılabilir sanmak
  • Taşınmazın değerini dava tarihindeki değeriyle sınırlı sanmak — oysa esas alınan tasfiye/karar tarihindeki güncel değerdir

İlgili yazı: Boşanmada Şirket Hisseleri Paylaşımı: Hukuki Rehber (2026)

Sonuç

Edinilmiş mallara katılma rejiminde ispat kuralları büyük ölçüde katılma alacağı talep eden eşin lehinedir; ancak bu haktan yararlanabilmek için hem ispat karinelerinin hem de muvazaalı devirlere karşı öngörülen koruma mekanizmalarının doğru kullanılması gerekir. Malın elden çıkarılma riski varsa geçici hukuki korumaya zamanında başvurulması, sürecin sonucunu doğrudan etkileyebilir. Somut dosyanın koşullarına göre doğru stratejinin belirlenmesi için hukuki destek alınması önemlidir.

Yararlanılan Kaynaklar

Mahkeme/DaireEsasKararTarih
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/37792024/547409.07.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/82182024/354916.05.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/5302024/89115.02.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/37772024/165412.03.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/87042024/433406.06.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2022/67992023/580230.11.2023
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi2022/97422024/331815.04.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2022/103922024/245216.04.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/42452024/402930.05.2024
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi2023/70712024/344114.05.2024
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi2024/10022024/86717.05.2024

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim malını üçüncü kişiye devrederse ne yapabilirim?

Devrin, katılma alacağınızı azaltmak amacıyla yapıldığını gösterebiliyorsanız, bu malın değeri TMK m.229/2 uyarınca tasfiye hesabına eklenir; ayrıca devrin muvazaalı (danışıklı) olduğunu ileri sürerek iptalini de talep edebilirsiniz.

Bir malın kişisel mal olduğunu kim ispatlamalı?

Kanun, bir eşin sahip olduğu tüm mal varlığı değerlerini aksi ispatlanana kadar edinilmiş mal sayar (TMK m.222/223). Malın kişisel mal olduğunu iddia eden taraf, bunu somut ve inandırıcı delillerle ispatlamakla yükümlüdür; yalnızca tanık beyanı çoğu zaman yeterli görülmez.

Anne-babamdan aldığım mal edinilmiş mal sayılır mı?

Hayır, miras veya bağış yoluyla edinilen mallar kişisel maldır. Yargıtay uygulamasında, anne-babadan yapılan devirlerin fiili karine gereği karşılıksız bir kazandırma (bağış) olduğu kabul edilir; bunun aksini, yani bedel ödendiğini iddia eden taraf ispatlamalıdır.

Muvazaa davası hangi mahkemede açılır?

Mal rejiminin tasfiyesi kapsamında, katılma alacağını azaltmak amacıyla yapılan devrin değerinin hesaba eklenmesi talebi aile mahkemesinde görülür. Tasfiyeden bağımsız, doğrudan devir işleminin iptalini amaçlayan genel muvazaa (TBK m.19) davaları ise asliye hukuk mahkemesinde açılabilir.

Mal rejimi tasfiyesinde malın kendisini mi, parasını mı isteyebilirim?

Kural olarak hayır; mal rejiminin tasfiyesinde ayni (malın kendisine yönelik) bir hak talep edilemez, yalnızca alacak hakkı istenebilir. Yani dava sonunda taşınmazın mülkiyeti değil, değerinin belirli bir oranı üzerinden bir para alacağı talep edilir.

Taşınmazın değeri hangi tarihe göre hesaplanır?

Malın mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye (karar) tarihindeki güncel sürüm/rayiç değeri esas alınır (TMK m.227/1, 228/1, 232, 235/1). Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi, kararın verildiği tarih olarak kabul edilir.

Eşimin malı elden çıkarmasını nasıl önleyebilirim?

Malın mülkiyetinin kendisi uyuşmazlık konusuysa (örneğin tapu iptali talep ediliyorsa) ihtiyati tedbir; mülkiyet tartışmasız ama yalnızca bir para alacağının güvence altına alınması isteniyorsa ihtiyati haciz daha uygun bir yol olarak kabul edilmektedir.

Bu konudaki hizmetlerimiz

Aile Hukuku

Sayfayı görüntüle

Bu yazıyı paylaş

İlgili Yazılar

Tüm makaleler
Aile Hukuku

Boşanmada Kredili Konutun Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Kredi ile satın alınan bir konutun boşanmada paylaşımı, yalnızca tapu kaydına bakılarak çözülmez. Katılma alacağının hesaplanma yöntemini, evlilik öncesi/sonrası ayrımını ve Yargıtay uygulamasını anlatıyoruz.

Yazının devamı