Mehir Nedir? Mehir Alacağı Davası Nasıl Açılır?
Mehir Türk hukukunda doğrudan düzenlenmez, ancak Yargıtay'a göre bir bağışlama vaadidir. Şekil şartları, zamanaşımı, ispat ve boşanmada mehir talebiyle ilgili kapsamlı rehber.
Yazının devamıİstanbul BarosuBaro Sicil No 74199
Faaliyet Alanları
Aile hukuku uyuşmazlıkları, hukuki boyutunun yanında kişisel ve duygusal bir ağırlık da taşır. Bu nedenle sürecin baştan doğru kurgulanması, tarafların hem hakkını hem de zamanını korur.
Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma süreçleri birbirinden önemli ölçüde ayrılır. Anlaşmalı boşanmada tarafların hazırladığı protokolün velayet, nafaka ve mal paylaşımı başlıklarını eksiksiz kapsaması gerekir; eksik bir protokol ileride yeni davalara yol açabilir.
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda anlaşmış olmaları hâlinde anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilir (TMK m.166/3). Taraflarca hazırlanan protokol velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımını eksiksiz kapsamalıdır; hâkim tarafları duruşmada bizzat dinler ve protokolü uygun bulursa onaylar.
Anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşler ya birlikte başvurur ya da bir eşin açtığı davayı diğeri kabul eder; hâkimin, tarafları bizzat dinleyip boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda serbest iradeleriyle anlaştıklarına kanaat getirmesi de şarttır (TMK m.166/3).
Taraflarca hazırlanan protokolün velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı başlıklarının tamamını açık ve uygulanabilir biçimde düzenlemesi gerekir. Hâkim, protokolde eksik veya çocuğun yararına aykırı bir hüküm görürse değişiklik önerebilir; taraflar kabul etmezse dava anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanmaz.
Taraflar arasında tam mutabakat varsa süreç genellikle tek duruşmada tamamlanır; duruşma tarihi mahkemenin iş yüküne göre değişir. Gerekçeli kararın yazılması ve kesinleşmesi için ayrıca birkaç haftalık bir süre gerekir.
Eşlerden birinin boşanmak istememesi veya sonuçlar üzerinde anlaşamamaları hâlinde çekişmeli boşanma davası açılır. Dava; zina, hayata kast, pek kötü muamele, terk, akıl hastalığı veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi kanunda sayılan sebeplerden birine dayandırılır (TMK m.161-166). Taraflar iddialarını delillerle (tanık, yazışma, kayıt) ispatlamakla yükümlüdür.
Kanun; zina, hayata kast veya pek kötü muamele, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı gibi özel sebeplerin yanında, bunlara girmeyen durumlar için evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine de yer verir (TMK m.161-166). Hangi sebebe dayanılacağı, dava açılmadan önce somut olaya göre belirlenmelidir.
İddia eden taraf, dayandığı boşanma sebebini tanık beyanı, yazışma, fotoğraf, banka kaydı gibi delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Hukuka aykırı yollarla (örneğin rıza dışı ses veya görüntü kaydı) elde edilen deliller mahkemece dikkate alınmayabilir; bu nedenle delil toplama süreci de hukuki danışmanlık gerektirir.
Süre; tarafların anlaşmazlık konularının sayısına, tanık ve bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir; istinaf veya temyiz aşamasına taşınması hâlinde süreç daha da uzar. Baştan kesin bir süre vermek doğru olmaz, dosya incelendikten sonra gerçekçi bir aralık paylaşılabilir.
Velayet kararında çocuğun üstün yararı esas alınır; yaşı, eğitimi, alıştığı çevre ve idrak çağındaysa kendi görüşü değerlendirilir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn için düzenli kişisel ilişki (görüşme) kurulur. Şartların değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi de talep edilebilir.
Hâkim; çocuğun yaşı, sağlık durumu, alıştığı çevre ve okulu, kardeşlerinden ayrılıp ayrılmayacağı, ebeveynlerin çocuğa vakit ayırma ve bakım imkânı gibi unsurları birlikte değerlendirir. Çocuk idrak çağındaysa görüşü de alınır, ancak bu görüş tek başına belirleyici değildir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn için hafta içi/hafta sonu, resmî ve dinî bayramlar ile yaz tatilini kapsayan düzenli bir görüşme takvimi kurulur; somut takvim çocuğun yaşına ve tarafların birbirine uzaklığına göre değişir. Görüşmenin engellenmesi hâlinde icra yoluyla ya da yeniden dava açılarak düzenlemenin uygulanması istenebilir.
Velayet kendisine verilen ebeveynin görevini gereği gibi yerine getirmemesi, sağlık durumunun bozulması veya çocuğun üstün yararının değişen koşullarda başka türlü korunacak olması hâlinde velayetin değiştirilmesi talep edilebilir. Bu talep ayrı bir dava konusudur ve önceki karardan sonra koşullarda gerçek bir değişiklik yaşandığının ispatını gerektirir.
Kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik süresince edinilen mallar üzerinde eşlerin kural olarak yarı oranında katılma alacağı hakkı doğar; miras veya bağış yoluyla edinilenler bu kapsam dışındadır. Bu tasfiye, boşanma kararı kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile istenir.
Uygulamada en çok karışıklık yaratan durumlar; kredi ile alınan bir konutun paylaşımı, eşlerden birinin şirket ortağı olması ve tasfiye alacağını azaltmak amacıyla yapılan muvazaalı mal devirleridir — bu konuları ayrı ayrı ele aldığımız Boşanmada Kredili Konutun Paylaşımı, Boşanmada Şirket Hisseleri Paylaşımı ve Boşanmada Muvazaalı Mal Devri yazılarımıza bakabilirsiniz. Eşin malını kaçırdığından şüpheleniliyorsa ihtiyati tedbir talebi değerlendirilebilir.
Nişanlanma, evlenmeye zorlayıcı bir yükümlülük doğurmaz; taraflardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozarsa diğer taraf ve onun ailesi, evlenme hazırlığı için yaptığı makul giderlerin tazminini isteyebilir. Nişanlılık sırasında karşılıklı verilen hediyeler, nişan bozulduğunda kural olarak geri istenebilir; ancak alışılmış (mutat) hediyeler bu kapsamın dışındadır.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden mevcut veya beklenen bir menfaati zedelenen, kusuru daha az veya kusursuz olan eş, diğer eşten maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı bu olaylar yüzünden ağır şekilde zedelenen eş ise ayrıca manevi tazminat talep edebilir (TMK m.174). Her iki talep de boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla ileri sürülebilir.
| Nafaka Türü | Kim İçin | Ne Zamana Kadar |
|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Dava süresince eş ve/veya çocuk için | Dava sonuçlanıncaya kadar (TMK m.169) |
| İştirak nafakası | Velayet kendisine verilmeyen ebeveynden, çocuk için | Kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş için | Süresiz, ama şartların değişmesiyle kaldırılabilir (TMK m.175) |
| Rejim Türü | Nasıl Uygulanır | Not |
|---|---|---|
| Edinilmiş mallara katılma rejimi | Evlenirken başka bir rejim seçilmezse kendiliğinden uygulanır | Yasal (kanuni) rejim — TMK m.202 |
| Mal ayrılığı rejimi | Her eş kendi malını yönetir, edinilen mallar paylaşılmaz | Evlilik sözleşmesiyle seçilmesi gerekir |
| Paylaşmalı mal ayrılığı | Mal ayrılığına benzer, ancak boşanmada belirli bir paylaşım öngörür | Evlilik sözleşmesiyle seçilmesi gerekir |
| Mal ortaklığı rejimi | Eşlerin malları kural olarak ortak mülkiyete girer | Evlilik sözleşmesiyle seçilmesi gerekir, günümüzde nadiren tercih edilir |
| Kriter | Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma |
|---|---|---|
| Şart | Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması ve tam mutabakat (TMK m.166/3) | Kanunda sayılan bir boşanma sebebine dayanma zorunluluğu (TMK m.161-166) |
| Süre | Genellikle tek duruşmada sonuçlanır | Tanık/bilirkişi incelemesi gerekebilir, aylar-yıllar sürebilir |
| İspat yükü | Yok — taraflar zaten mutabık | İddia eden taraf, dayandığı boşanma sebebini ispatlamalıdır |
| Mahkemenin rolü | Protokolü inceler; çocuğun yararına aykırı görürse değişiklik önerir | Delilleri değerlendirir, kusur ve boşanmanın sonuçlarına karar verir |
Tarafların evliliğin en az bir yıl sürmüş olması ve protokol üzerinde tam mutabakata varmış olmaları hâlinde süreç genellikle tek duruşmada tamamlanır. Duruşma günü mahkemenin iş yüküne göre belirlenir. Gerekçeli kararın yazılması ve kesinleşmesi için ek süre gerekir.
Hâkim, çocuğun üstün yararını esas alır. Çocuğun yaşı, alıştığı çevre, eğitim durumu, ebeveynlerin çocukla ilgilenme imkânı ve idrak çağındaysa çocuğun kendi görüşü değerlendirilir. Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir; velayet verilmeyen ebeveyn için kişisel ilişki düzenlenir.
Mal rejiminin tasfiyesi kural olarak ayrı bir davanın konusudur ve boşanma kararının kesinleşmesi beklenir. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik içinde edinilen mallar üzerinde kural olarak yarı oranında katılma alacağı doğar. Miras ve bağış yoluyla edinilen mallar bu kapsam dışındadır.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için tanıma davası açılması gerekir. Belirli şartların varlığı hâlinde nüfus müdürlüğü üzerinden idari yoldan tescil de mümkündür. Hangi yolun uygun olduğu kararın niteliğine ve tarafların durumuna göre değerlendirilir.
Evet; nişanlılık sırasında karşılıklı verilen hediyeler, nişan bozulduğunda kural olarak geri istenebilir. Ancak günlük hayatın alışılmış (mutat) hediyeleri bu kapsamın dışındadır ve geri istenemez. Haklı sebep olmaksızın nişanı bozan taraf, ayrıca diğer tarafın yaptığı makul evlenme hazırlığı giderlerinden de sorumlu olabilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden bir menfaati zedelenen ve kusuru daha az veya kusursuz olan eş maddi tazminat, kişilik hakkı ağır şekilde zedelenen eş ise ayrıca manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174). Talep, boşanma davasıyla birlikte ya da kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir davayla ileri sürülebilir.
Mehir Türk hukukunda doğrudan düzenlenmez, ancak Yargıtay'a göre bir bağışlama vaadidir. Şekil şartları, zamanaşımı, ispat ve boşanmada mehir talebiyle ilgili kapsamlı rehber.
Yazının devamıEvlilik boyunca edinilen malların artık değeri üzerindeki katılma alacağı hakkı: hesaplama formülü, somut örnek, eklenecek değerler, zamanaşımı ve değer artış payı farkı.
Yazının devamıEşlerden biri, tasfiyeden pay çıkmasın diye malını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu yazıda ispat karinelerini, muvazaalı devrin katılma alacağına nasıl eklendiğini ve 2026'daki usul değişikliğini anlatıyoruz.
Yazının devamı